FUTBOL

Teknik Direktörümüz Ersun Yanal’ın imza töreni Başkanımız Ali Koç’un katılımıyla gerçekleşti

18 Aralık 2018 Salı 17:28 Son Güncellenme Tarihi: 18 Aralık 2018 Salı 21:09

Teknik Direktörümüz Ersun Yanal, kendisini 1.5 yıllığına Kulübümüze bağlayan sözleşmeye imza attı.

Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi 1907 Tribünü'nde düzenlenen imza töreni ve basın toplantısına Başkanımız Ali Koç ve yöneticilerimizin yanı sıra Sportif Direktörümüz Damien Comolli de katıldı.

Başkanımız Ali Koç: Tribünden düşerek yaralanan taraftarımıza acil şifalar diliyoruz

Törende ilk olarak söz alan Başkanımız Ali Koç, "Değerli basın mensupları, Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşlarım, toplantımıza katılan herkes, hoş geldiniz. Katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum. 7-8 kanalda da canlı yayınlanıyoruz. İlginiz için de ayrıca teşekkür ederim. Yaşadığımız birçok talihsiz olayın yanı sıra dün gerçekten talihsiz bir olay yaşadık. Soner Ergen isimli taraftarımız tribünden düşerek hastaneye kaldırıldı. Bu olay maçtan birkaç dakika önce oldu. Maç esnasında değildi. Kendisi hemen buradan en yakın hastaneye kaldırıldı. En son aldığımız bilgilere göre dün sabaha kadar 2 ameliyat geçirdi. Hem beyin hem de omurilik ameliyatı. Ameliyatların iyi geçtiğini öğrendik.  İnşallah, Allah’ın izniyle, sevdiklerinin ailesinin duasıyla Soner kardeşimiz bu çok sıkıntılı durumu inşallah atlatacak. Sağlığına bir şekilde kavuşacak gücü, kuvveti, kudreti gösterecektir. Ona, ailesine, arkadaşlarına, camiamıza geçmiş olsun diliyorum. İnşallah bir an evvel sağlığına kavuşur.

Bugün Ersun hocamızın imza töreni için buradayız. Hep beraberiz. Birçok kez burada daha evvel beraber olduğumuz gibi çok arzu ederdik ki dün maçı kazanıp çok da olumlu bir atmosferde daha pozitif duygularla toplantıyı yapıyor olmak. Hocamızın bugün biraz sesi kısık. Dün maçta da gördünüz yerinde duramıyordu. O yüzden size kısa olarak görüşlerini iletecek. Bugün onu çok yormayacağız. Zaten 2-3 gündür bizimle beraber, ilk yarı sonuna kadar 2 maçımız daha var. Ondan sonra kendisi çok daha kapsamlı bir toplantıyı sizlerle gerçekleştirecek.   O zaman arzu ettiğiniz her şeyi kendisine sorabilirsiniz bununla beraber bana istediğinizi sorabilirsiniz.



Başkanımız Ali Koç: 16 hafta sonunda kimsenin tahmin edemeyeceği noktadayız

16. hafta itibari ile hiç arzu ve tahmin etmediğimiz bir durumdayız. Sezon başına dönersek bu odadaki herkese 16. hafta itibari ile olabilecek en kötü senaryoyu Fenerbahçe ile ilgili kağıda yazın deseniz herhalde hiç birimiz bugünü tarif edemezdik.  Dünkü maçta olduğu gibi 5-0, 6-0 kazanabileceğimiz maçı bir son dakika golü ile berabere bitirmemiz, ilk yarıda oynadığımız futbolla ikinci yarıda oynadığımız futbolu karşılaştırın, bununla beraber tüm sezona baktığımız zaman içinde bulunduğumuz bu durumu formsuzluk, dayanıksızlık, takım ruhu eksikliği, transfer yanlışlıkları gibi, futbol mantığıyla anlatmanız söz konusu değil. Dünkü maçta olduğu gibi de hayatın olağan akışına aykırı. Bir şekilde bu işin içine nasıl girdiysek bu işin içinden çıkacağız. Dediği gibi biz sezon başında bambaşka bir anlayışla, yepyeni bir yapıyla, sistem değişikliği ile bugünün değil, yarının tohumlarını ekmek düşüncesiyle işlerimize başladık. Pek çok yenilik getirdik. Olumlu, pozitif, Kulübümüzün camiamızın geleceği için çok önemli olduğunu düşündüğüm kıymeti faydası ilerleyen yıllarda görecek pek çok yeniliği de hayata geçirdik. Ancak ne yazık ki, top çizgiyi geçmediği zaman ağızınızla kuş tutsanız, futbol ve futbolun haftalık skorları her şeyin önüne geçiyor. Tartışmaların önüne geçiyor. Haberlerin önüne geçiyor. Güzelliklerin gösterilmesi önüne geçiyor. Hatta şunu da söyleyeyim size; geleceği inşaa etme konusundaki bizim motivasyonumuzu, moralimizin, enerjimizin de önüne geçiyor. Günlük krizleri yönetme ve çözmeyle uğraşarak vaktimizi daha çok oralara odaklıyoruz. Bilmenizi isterim ki, futbol açısından baktığımızda olumsuz tablonun arkasında camiamız için çok da değerli işlere imzalar atılıyor. 
Sezon başında bunu bir kere oyuncularımıza söylemiştim. Geçenlerde bir kez daha kendilerine tekrar ettim. Burada üçüncü defa söylemek istiyorum. Biz büyük bir camiayız. Binlerce insan bu camiaya hizmet ediyor. 33 bin küsür kongre üyesi var.  Milyonlarca taraftarı var. 9 branş da rekabet ediyoruz. Eğitim kurumlarımız var. Fenerbahçe dediğiniz zaman aklınıza gelecek pek çok şey var. Futbolcularımıza söylediğim gibi bu camiaya hizmet eden futbol dışındaki herkes ağızıyla kuş tutsa, basketbolda her sene şampiyon olsak, voleybolda, diğer branşlarda…Bir noktada futbolda başarı gelmediği sürece diğer her şey göz ardı edilebiliyor. Onlara da dedim ki, mutluluğu hak eden camianın hak ettiği mutluluğu ve bütün emeklerin karşılığı aslında sizin futbolda başarılı olmanız. Ve bizde sizin başarılı olmanız için elimizden gelen en iyi iklimi sağlamakla görevliyiz. Bunu yapmak için de var gücümüzle çalışacağız. Çalıştık, hala da çalışıyoruz.

Başkanımız Ali Koç: Phillip Cocu ve Erwin Koeman’a teşekkür ediyorum

Sezon başında sistem değişikliğinden bahsettim. Bazı oyuncularımız gitti. Bazı yeni transferler yaptık.  Kısıtlı imkanlarımız ve FFP çerçevesinde bazı yatırımlar yaptık. Yeni hoca getirdik. Maçlar başladı. Şampiyonlar Ligi Eleme turunda, ligde istediğimiz sonuçları alamadık. 10. hafta itibariyle hoca değişikliğine gittik.  Sayın Phillip Cocu’ya hizmetleri için teşekkür ediyorum. Daha da önemlisi yolları ayırma noktasına geldiğimizdeki tutumu, duruşu, yaklaşımı için bilhassa teşekkür etmek istiyorum. Çünkü geçmiş yıllarda Fenerbahçe ile gerek hoca olsun, gerek futbolcu olsun ayrılıklar çok farklı bir atmosferde ve kıvamda olurdu. Bazılarınızın ya yanlış bilerek yahutta art niyetli şekilde ifade ettiğiniz gibi ayrılış rakamlarının hiç biri söz konusu değil. Hiçbir zamanda değildi. Sayın Phillip Cocu’nun Türkiye’de olmasının nedeni, ‘Ocak ayının ortasına kadar ailemle Türkiye’de kalmak istiyorum. Sizin için uygun mudur?’ dedi. Bizde tabii ki uygun olacağını söyledik. Bir hoca değişikliğine gitmediğimiz için de ayrılış kontratını, ayrılma şartlarını belirlememize rağmen kağıda dökmemiştik. Geçen hafta resmi bir şekilde belirttik. Hiçbir zaman 3 yıllık bir tazminat söz konusu değildi. Sene başında da bunu söylemiştim. Tazminatı bir yıllıktı ama o tazminatında da, kendisine tekrar teşekkür ediyorum. Ciddi bir indirim yaptı. Medeni insanlar olarak medeni bir şekilde yollarımızı ayırdık. Çok inanıyorum ki kendisi de bundan sonraki hayatında büyük başarılara imza atacaktır ve kesinlikle başarılara muhaffak olacaktır. Burada aşı tutmadı. 10. haftadan sonra Sayın Erwin Koeman’la yolumuza devam ettik. İçinde bulunduğumuz kriz ortamı ve kısa vadede takımı bilen biri olması daha doğru olduğunu düşündüğümüz için en doğru ismin en doğru kararın nihai kararımızı verene kadar onla devam etmek olduğunu düşünerek onunla ilerledik. Yeri gelmişken Sayın Erwin Koeman’a da buradan özellikle teşekkür etmek istiyorum. Kendisi takımın liderliğini ele aldıktan sonra bilhassa ilk üç maçta müthiş bir karakteristik, müthiş bir liderlik özelliği gösterdi. Hiç beklenmediği anda sorumluluğu aldı. Hiçbir konuda şikayet etmedi. 1 haftadan bir haftaya ne olacağını bilmeyen bir insan için bu son derece zor bir durumdur. Ama o her şeyi bir yana koydu, profesyonelliği hiçbir zaman elden bırakmadı. Elinden geldiğince camiamıza hizmet etti. Hizmet etmek ve başarılı olmak için uğraştı. Ona da buradan teşekkür etmek istiyorum. 
5 yıldır şampiyon olamadık. Sezona şampiyonluk sözü ile başlamadık. 2 dönem ihtiyacımız var dedik. 6 senede 3-4 şampiyonluk alırsak bu çok büyük başarıdır, dedik. Bu sene yine de tepe için mücadele edecek bir kadro kuracağımızı ve elimizden geleni yapacağız dedik. Şampiyonluk vaat etmemekle beraber hiçbir şekilde de bu içinde bulunduğumuz durumu da tabii ki vaat etmedik ama tahmin de etmedik. Etmekte tabii ki mümkün değildi. 

Başkanımız Ali Koç: Söylemesi kolay gerçekleştirmesi zor bir duruş         

Değişimin zaman alacağını biliyorduk. İstediğimiz noktaya gelmenin çok uğraş gerektirdiğini, çok mücadele gerektirdiğini, çok büyük bir liderlik gerektirdiğini biliyorduk. Ama hiç bu kadar acılı, sancılı, sıkıntılı olacağını tahmin etmiyorduk. Bu süreçte bir iki kelime, duruşu sahiplenmesi, desteği için taraftarlarımıza söylemek istiyorum. Çok takdir-e şayan bir duruş sergiliyor, taraftarımız. İçinde bulunduğumuz durum ne olursa olsun, ümitlerini kaybetmiyorlar. Her yerde bize destek veriyorlar. Hava şartları ne olursa olsun stadı dolduruyorlar. Hangi deplasmana gidersek gidelim bizlere ayrılan miktardaki tribünler tamamen doluyor. Var güçleriyle takımı, yönetimi desteklemeye çalışıyorlar, yapıyorlar da. Dün gece burada, pazartesi akşamı soğuk havaya rağmen bir şampiyonluk maçı gibi atmosfer vardı. Söylemesi kolay gerçekleştirmesi zor bir duruş. Onlara da burada camia ve yönetim kurulu adına teşekkür etmek istiyorum. Mahcubuz. Üzgünüz ama dünyanın sonu değil. Hayat devam ediyor ve bu durumdan hep beraber çıkacağız. 

Başkanımız Ali Koç: Güneşin açması için Ersun hocamız da burada         

Fenerbahçe’nin bugün içinde bulunduğu durumu bugün dışardaki havayla eş değer tutabiliriz. Hava yağmurlu, ıslak, kaygan bir zemin. Kara bulutlar, puslu bir hava. Görüş mesafesi sınırlı.  Aynı bügünkü hava gibi ama yarın da güneş açacak. Güneş açmak için Ersun hocamızda burada. Ersu hocamız tribünlerin de uzun zamandır beklediği, dua ettiği ve istediği bir isim. Hocamız en son, en erken şampiyonluğumuzda en keyifli maçları seyrettiğimiz sezona imza atan hocamız. 2-3 gün evvel sorumluluğu kabul etti. Kendisiyle 1.5 yıllık sözleşme yaptık. Opsiyonlu. ‘Opsiyon sizin olsun’ dedi. Biz de dedik ki, şampiyonsan zaten otomatikmen bu sözleşme uzayacak. Bu sözleşme sürecinde görüşmelerde hiçbir noktasında ne pazarlık edildi, ne herhangi bir menajer bulundu. Kendisi avukat da kullanmadı. Biz sözleşmeyi önüne koyduğumuz zaman temel bir iki konu dışında sözleşmeye bakmayı dahi tercih etmedi. Kendisi ‘Fenerbahçe’de yarım kalmış bir işim var. En büyük hayalim 4. yıldızı takmak’ dedi. Başka da bir şey istemedi. Transfer talebi dahi olmadı. Tabii ki devre arasında transferler yapılacak.  Gerekirse gözümüzü de karartacağız. Bu seneyi kaybettik, evet. Bu bir fırsattır. Bunu fırsata çevirmek zorundayız. Bu devre arasında yapacağımız nokta atışları ve önümüzdeki sezon transfer etmeyi düşündüğümüz, planladığımız oyuncularla bugünden yapacağımız görüşmeler çerçevesinde inanıyorum ki, aslında biz önümüzdeki sezonu belki de şimdiden kazanmış olacağız. Dolayısıyla bu sezondaki hedef en iyi şekilde bitirmek. Ama her şeyden önemlisi önümüzdeki yılı kurgulamak.
Hocaya bir hedef verdiniz mi? diye sorabilirsiniz. Öyle net kağıda dökülmüş bir hedef vermedik ama hocamıza dedik ki, konuştuk daha doğrusu. İkinci yarı 17 maç var. İkinci yarının ilk üçünde olun. İkinci yarıyı lider bitirelim veyahutta ilk üçünde olalım. O da bizi toplam sezon içinde nereye götürürse, orada olalım. Tabi ki Türkiye Kupası hedefimizde söz konusu. Burada yaşadıklarımıza baktığımız zaman hiçbir konuda da net konuşmamak gerektiğini söylemekte fayda var. Zaten biz öyle büyük konuşan yapıda değiliz. 
Hocamıza hoş geldin diyorum.  Hocamız kendi ekibinin bir kısmıyla geldi. Bundan sonra tam ekip ne olacak, onları konuşacak vaktimiz çok fazla olmadı. 2 maçı da atlattıktan sonra hocamız zaten bizden bağımsız olarak sizlere kafasındaki bütün düşünceleri ifade edecek. Hocam Fenerbahçe’deki ikinci yolculuğunuz, hayırlı uğurlu olsun. Evinize hoş geldiniz. Allah yar ve yardımcınız olsun. Yardımcımız olsun. Yolunuz açık olsun” diyerek sözü Teknik Direktörümüz Ersun Yanal’a bıraktı.

Ersun Yanal: Biz Fenerbahçe’de umutları gerçekleştirmek için beraberiz

Ardından söz alan Teknik Direktörümüz Ersun Yanal, “Çok teşekkür ederim. Sayın Başkanım, Değerli Yönetim Kurulu Üyelerim ve sevgili bası mensupları. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Birçok umutlar vardır başka zamanların ama şimdi buradaki umutlarlayız. Biz Fenerbahçe’de bu umutları gerçekleştirmek için beraberiz. Sayın Başkanım çok vurgulu bir şekilde ifade etti süreci. Ben henüz iki gün yaşıyorum. Bu sürecin içinde bir maç oynadım. Şunu biliyorum ki, Fenerbahçe’nin büyüklüğü kendi koyduğu sportif hedeflerin de büyüğündedir. Fenerbahçe’nin büyüklüğü Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütü olmasıdır. Fenerbahçe Türk sporunun lokomotifidir. Ve bugün bulunduğu yer sadece futbolla yorumlanacak kadar, sığ olmamalıdır. Sayın Başkanımızın mensup olduğu Koç Ailesi ve onun mensup olduğu misyon Türk sporu içinde çok önemlidir. Ben kendilerinin Türk sporunun içinde olmalarının ülkemiz adına büyük bir şans olduğunu düşünürüm. Sporun birçok alanında yapılacak olan tüm vizyoner çalışmaların ülkemizin geleceği için, spor geleceği için de önemli bir yatırımın başladığı biliyorum. Böyle bir camianın ki mensubu hissettiğim camianın da içinde olduğum şu anda sorumluluklarımı, heyecanımı ve hedefimi Sayın Başkanımızın bir cümlesiyle tekrar anlatayım. Evet, 4. yıldızı takacağız. 4. yıldızı takmak için var gücümüzle, hepinizin desteğiyle biz takım olarak, sizler de bizlerin dışında bir takım olarak hep beraber el ele, büyük taraftarlarımızın desteğiyle bu şampiyonluğu göğüsleyeceğiz. Bunun başka alternatifinin olmadığını düşünüyorum. Bugün burada olmaktan, Fenerbahçe ailesinin içinde olmaktan mutluyum ve bu mutluluğumu da sonuçlarını pekiştirerek hepinizi mutlu etmek istiyorum.
Ardından basın mensuplarının sorularına geçildi. Teknik Direktörümüz Ersun Yanal’ın sorulara cevapları şu şekilde oldu:

Sezon sonu hedefinin ne olduğu yönündeki soruyu Ersun Yanal, “Şu anda 1 maçımız kaldı. İkinci yarıdaki puan cetveline baktığımızda ligin yeni başladığını düşünecek olursak zirvede olacağız. Ligi kaçıncı sırada bitiririz onun matematiğini şu anda yapamam ama sezon yeni başlasaydı Fenerbahçe’nin nerede olması gerekiyorsa orada olmak için oynayacağız.” diyerek cevapladı.

Kadro dışı bırakılan futbolcularla ilgili soruya ise Ersun Yanal, “Geleli toplamda 3 gün oldu. Tüm bunlarla ilgili tasarrufu geniş bir toplantıda nedenleriyle konuşacağız. Pazartesi günü oynayacağımız Antalyaspor maçından sonra sizlerle bir araya gelip sizlerle biraz daha zaman geçirip sorularınıza açık yüreklilikle cevap vereceğim.” cevabını verdi.

Fenerbahçe’nin atması beklenenden daha az gol atmasıyla ilgili sorulan soruyu Ersun Yanal, “Fenerbahçe’nin bir kültürü var. Biz onun dışında hiçbir şey yapmaya çalışmayacağız. Biz o kültüre uygun, Fenerbahçe’nin oynaması gerektiği gibi oynayıp herkesi keyiflendirip sonuca ulaşacağız. İstatistikleri yine biz belirleyeceğiz.” şeklinde cevapladı.
 

Bir gazetecinin "Fenerbahçe'nin yeni kaleci antrenörünün zamanında 'Mahkeme süreci devam eden sezonu şampiyonluğumuzla tamamladık" demişti. Bunu Trabzonspor lehine söyledi. Şu anda Samandıra’da görev yapmaya başladı. Bu konuda düşünceleriniz neydi?" sorusuna Başkanımız Ali Koç, "Çok saçma bir soru olduğunu düşünüyorum. Bizim 3 Temmuz’daki duruşumuz nettir. Bu sorunun yeri değil. Biz bir kişinin Fenerbahçe’de çalışmayacağını düşünüyorsak, onu da çok iyi filtreliyoruzdur." cevabını verdi.


Kendisi için taraftarlarımızın gösterdiği sevgi ve destek hakkındaki düşüncelerini ise Teknik Direktörümüz Ersun Yanal, “Taraftarımızın ortaya koyduğu tavır, onların istediği ve sonucunda aldığı şampiyonluktu. Şampiyonluğu hak eden bir takım vardı. Ben o takımı tek başıma şampiyon yapmadım. Orada çok değerli ve kıymetli oyuncularımız, yönetimimiz ve taraftarımız birlikteydi. Şimdi aynı birlikteliği yine taraftarımızın teveccüh gösterip ve çok talep ettiği bir sistem, kurum görev yapıyor; Sayın Başkanımız başta olmak üzere. Hep beraber bunun çok daha keyiflisini yaşamak için mücadele edeceğiz ve çalışacağız. 

Dün oynanan Büyükşehir Belediye Erzurumspor maçında takımın kondisyonunu değerlendiren Ersun Yanal, “Oynamak istediğimiz futbolu, ortaya koyduğumuz oyunun temposunu, sürekliliğini kazanmak için biraz zamana ihtiyacımız var. Bu zamanı doğru kullandığımızı, rakibimize pozisyon vermediğimizi düşünüyorum ki rakibimize ikinci yarı 65-35 ya da 60-40 oranında pozisyon vermedik. İyi tarafı buydu. Bunu daha uzun süre oynamak tabii ki hedefimiz. Her oyunun kendi kondisyonu, kendi dayanıklılığı var. Biz de her oyunun kendi kondisyonu ve dayanıklılığını kendimize uyarlayacağız. Kısa sürede bunu başarmak zor ama yapmak zorundayız. İkinci yarıda çok farklı bir şekilde sürekli oyunu oynayan bir Fenerbahçe izleyeceksiniz.” İfadelerini kullandı.

2010/11 sezonuyla ilgili bir gazetecinin sorduğu soruya Ersun Yanal şu cevabı verdi: “2013/14 sezonunda görev yaptım ve 2013-14 sezonunda da benim şampiyon oldu dediğim bir takım oldu; Fenerbahçe. Bunun dışında ben şampiyonluktan bahsetmedim. Lütfen yaptığım tüm konuşma ve röportajlara bakın ve bir daha bu konu açılmamak üzere kapansın. Buranın da yeri değil. Bu spekülasyonlarla hem spora hem futbola zarar veriyoruz.”

Takımla birlikte geçirdiği süre zarfındaki teşhisleri ve çözümleriyle ilgili sorulan soruya Ersun Yanal, “Bu sorunun cevabını Pazartesi günü detaylı bir şekilde aktarırsam daha sağlıklı olur. O zaman hem Sayın Başkanımla görüşüp daha detaylı bir çalışma planımız olacak, hem onu aktarırım hem de süze daha doğru bilgiler veririm. Çünkü bu bilgileri aktaracak kadar konuşmadık.” şeklinde cevap verdi.

Daha sonra basın mensuplarının sorularına topluca cevap veren Başkanımız Ali Koç şunları söyledi:

“FFP çerçevesinde harcayabileceğimiz 11.9 milyon Euro bütçemiz var. FFP sadece alıp satımda geçmiyor. Bir de ödediğin ücretler var. Gelirinin belli bir yüzdesini geçmemeli. Hocamız gelmeden önce tabii ki bir planlamamız vardı. Belirlediğimiz pozisyonlar çerçevesinde belirlediğimiz isimler vardı. Bunların bir kısmı satın alma, bir kısmı da kiralama. Şu an içinde bulunduğumuz duruma en çok uyabilecek model 18 ay kiralayıp satın alma opsiyonuyla hamleleri yapmak.

‘Gerekirse gözümüzü karartırız’ ne demek diye soruyorsun haklı olarak. Biz daha evvel de ifade ettiğim gibi ve sanırım ki bu diğer kulüpler için de geçerli ama benim onlar hakkında konuşmam doğru olmaz. Fenerbahçe özelinde söylersek, biz ağzımızla kuş tutsak FFP kurallarına yani 3 yıllık -30 milyon Euro olma kuralına riayet edemeyeceğiz. Onu yapabilmemiz için bu sene yanılmıyorsam 60 milyon Euro kar etmemiz gerekiyor, bu da tabii ki mümkün değil. Bunu UEFA nasıl yorumlayacak? 31 Ocak’ta görüşmemiz var ama benim anladığım kadarıyla FFP en azından Türk kulüplerinin özelinde arzu ettiği başarıyı sağlayamamıştır. Türk kulüplerinin de Avrupa’nın tamamen dışında kalması da söz konusu olmamalı. Türkiye’de müthiş bir toplum var, müthiş bir kitle var futbolu takip eden. Avrupa’nın pek çok ülkesinden fazla. Bu da UEFA’nın marka değeri için önemli. Onlar da haklı olarak FFP kurallarının istenilen sonuçları vermemesinden dolayı endişeliler. Gözümüzü karartmak ne demek? Belki önümüzdeki yıl Avrupa konusunda yapacağımız toplantılar çerçevesinde, belki de önümüzdeki yılın şampiyon olacak kadrosunu Avrupa’ya gitmektense doğru hamleleri yapıp bu kadroyu kurmak. Çünkü zaten 1 kuruş harcama yapmasak da bugün FFP’yi yerine getiremiyoruz.

Bonservis dışında bir de ücretler konusu var. Sezon başında transfer politikamızdaki 2 önemli unsur; yaş ortalamasını azaltmak, -Avrupa’nın en yaşlı üçüncü takımıydık, bu sene azaltabildik ve o kategoriden en azından çıktık- ikincisi de maaş ortalamalarını indirmek. Önümüzdeki sezon Fenerbahçe için 14 tane futbolcusunun sözleşmesinin bittiği bir sezon. Biz adımlar atarken bu 2 kriteri göz önünde bulundurarak temel kararlarımızı veriyoruz. Ona göre satın alma veya kiralama yapıyoruz. Dolayısıyla devre arasında da elden çıkaracağımız oyuncular olacaktır ki onlar da maaş yükümlülüğünü azaltacaktır. Orada bir rahatlama, nefes alma konusu olacak. Bütün bunları dengeleyerek belirlediğimiz pozisyon ve isimleri hocamıza sunacağız. Hocamız, yönetim kurulu ve Sportif Direktörle beraber scout ekibiyle nihai kararlarımızı vereceğiz.

Öncelikle şunu bilmenizi istiyorum, hocamıza da görüşmelerde bunu ifade ettim: Sportif Direktörlük müessesesine ben sonuna kadar inanıyorum. Bir futbol takımının kurumsal bir futbol organizasyonu olacaksa bu müessese olmalı. Bu ne demektir? Teknik kadro vardır, hoca vardır, hocanın ekibi vardır, hocalar değiştikçe değişmeyen unsurlar da vardır. Bunlar nelerdir? Scouting, analiz, medikal sağlık konuları, altyapı, altyapıda scouting, altyapıda işleyiş şekli, kulübün markasının uluslararası arenalarda temsili… Dolayısıyla bu müessese devam edecektir. ‘Bu müessesede Comolli’den memnun musunuz, değil misiniz?’ sorusunu sormak gerekirse; Memnun olduğum yanlar var, memnun olmadığımız yanlar var. Sizin sandığınız gibi bazı mecralarda yazdığınız şekliyle değil. Sportif Direktör transfer çalışmalarını yapar, daha sonra takımın gidişatıyla, oynanacak futbola, futbolcuların ne yapacağına karışmaz. Memnun olmadığım kısımsa takım olamadık, takım ruhunu yakalayamadık. Fenerbahçelilik ruhunu yeterince aşılayamadık ama diğer taraflarda memnunuz ve aynı şekilde de devam edeceğiz. Şimdi yeri gelmişken transfer politikalarımız eleştiriliyor. Onunla ilgili birkaç söz söylemek istiyorum. Bunlardan bir tanesi az önce söylediğim iki tane temel felsefemiz vardı. Ortalama yaşı indirmek, asgari ücretleri veya ortalama ücretleri de indirmekti. Bunu da başardık. Üçüncü olarak ne dedik? Tecrübeli oyuncular alacağız, elit oyuncu diyebileceğimiz kapasitede oyuncu alacağız, imkanlarımız çerçevesinde mecburen kiralayacağız. Bir de geleceğe yatırım adına oyuncular alacağız dedik. Onu da yaptık. Bununla beraber esas hayal kırıklığına uğradığımız esas endişe ettiğimiz konu ise elit oyunculardan aldığımız performans. Ağustos ayında pek çoğunuz yaptığımız transfer tercihlerinden dolayı Sayın Comolli ve yönetimi alkışlıyordunuz. Hatırlatmak gerekirse 4 tane elit, en azından bizim elit diye saydığımız oyuncu aldık. Bunlardan bir tanesi, Andre Ayew. Andre’nin kariyerinden bahsedemeden önce karakterinden, kişiliğinden ve liderliğinden bahsetmek istiyorum. Keşke imkanımız olsa da kiralamasını uzatabilsek diyorum şu aşamada size. Zaman ne olacağını gösterir. Andre Ayew, Marsilya’da 209 kez maça çıkmış ve 60 gol atıp 25 asist yapmış. Buradaki performansı kendisini Premier Lig’e taşımış, orada Swansea City ve West Ham United formasını giyerek 89 maça çıkmış, 21 gol atmış, 12 asist yapmış. Gana Milli takım formasıyla da 76 maçta 14 gol atmış. Afrika’da 1 kez “yılın en iyi oyuncusu” 3 kez “yılın en iyi ikinci oyuncusu”  seçilmiş ve biz bu oyuncuyu neredeyse bedelsiz kiraladık. Ayew’in performansından diğer 3 elit oyuncumuza göre çok daha memnunum. Verebileceği çok daha şeyler olduğunu da düşünüyorum. Islam Slimani, 8’inci ve 9’uncu haftada sadece 1 gol atmış olmasına rağmen kendisini otorite olarak sayan spor medyasındaki insanlar bile Türkiye’deki en iyi forvet diyordu. “Fenerbahçe’den alsanız hangi oyuncuyu alırsınız?” dediğiniz zaman herkes Islam Slimani diyordu. O ne yapmış? Islam Slimani, Sporting Lizbon forması altında 79 maçta 47 gol atıp 5 asist yapmış. Oradan 30 milyon pounda Leicester City’e transfer olmuş ve Leicester City’nin hayatından yaptığı en büyük transfer bedeli bu oyuncuya olmuş. Bu sürede 47 maçta 14 gol atıp 6 asist yapmış.  Milli takım formasıyla Cezayir’de 49 maçta 25 atmış bir oyuncudan bahsediyoruz. Ülke tarihinin en çok gol atan dördüncü oyuncusu. Şu anda 31 yaşında ve belki de ülke tarihinin en çok gol atan oyuncusu olacak kariyeri bittiğinde. Kim tahmin edebilirdi ki Islam Slimani’nin bugün yaşadıklarını, yaşayacağını. Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi bazı yaşadığımız şeyler futbol mantığıyla, futbolojiyle ifade edilemiyor, izah edilemiyor. Hayatın olağan akışına aykırı. Yassine Benzia, henüz 24 yaşında ancak buna rağmen Olimpik Lyonve  Lille formalarıyla 93 maça çıkmış Fransa 1.Ligi’nde.  Bunların 77’sinde ilk on birde görev almış ve 11 gol atmış. Cezayir Milli Takımı’nın oyuncusu, Fransa’nın bir dönem-15-20 yaş grubu arasında- en çok gelecek vadeden oyuncusu olarak gösteriliyordu.  Bir hatırlatma yapmak gerekirse on numara pozisyonunda birinci tercihimiz değildi. On numara pozisyonuna Guiliano satışından sonra transfer yapmak için çok sınırlı bir vaktimiz vardı ve transferin son gününde ikinci opsiyon olarak kendisini aldık ve aldığımızda da dün gibi hatırlıyorum, medyada nasıl olumlu yansıtıldığını! Ama tanınacak halde değil. Diego Reyes, az önce bahsettiğim futbol felsefesine, transfer felsefesine paralel olarak genç, bonservisi yok, 2-3-4 sene bizde oynayıp yüksek bedellere satabiliriz, düşüncesiyle aldık. Kendisi 2013 yılında 7 milyon Euro’ya Portekiz’de Porto’nun yolunu tuttu. Oradan Real Sociedad’a, ardından da La Liga’da orada 27 maçta forma giydi, 2 gol attı. 2016 yılında Espanyol’a kiralandı. Meksika Milli Takımı’nda oynuyor ve şu anda Meksika Milli Takımı’nın kaptanı. Hatta 2016 sezonunda o sezonla ilgili La Liga tarafından bir oylama için en iyi dört stoper arasında yer almış.  Bu oylamada Ramos, Pique, Godin ve Reyes vardır. Ama ondan da yaptığımız bu yatırımın karşılığı, geri dönüş olarak baktığımızda “hayal kırıklığı mı?” derseniz, evet. Dolayısıyla bütün bu elit oyuncuların bir araya konup, bu şekilde hani 5 yatırım yaparsınız 1’i ya da 2’si olmaz, bu sonuçları almak kimsenin aklının ucundan geçmezdi. Onun için diyorum, hayatın olağan akışına aykırı. Bunlar yapılırken birçok oyuncu da aldık. 11-12 milyon küsur para harcadık. İki tane çok önemli oyuncumuzu elden çıkartmak zorunda kaldık. Burada da Sayın Phillip Cocu’ya hak vermek istiyorum. 2 ay boyunca  takımının bel kemiği olarak Josef de Souza ve Guiliano’yla hazırlık yaptı, son dakika onun elinden onları aldık ama kendisin de Damien’ın da ve benim de dediğim gibi o bedellere satmamak büyük  bir sorumsuzluk olurdu. Yerlerini dolduramadık. Çok iyi sözleşmeler yaptık, hiçbir oyuncuya maça çıkıyor diye para ödemiyoruz. Maça çıkan oyuncu, maç başı para alacaksa maçın 3’te 2’sini oynamak zorunda ve maçı kazanırsak para alıyor. Ne beraberliğe, ne son 5 dakika oyuna girmeye ve böyle mukaveleler de yapabilmek Sportif Direktör başarısıdır. Bizim elimizde şu an öyle mukaveleler var ki 2 dakika oyuna gir, çok yüklü maç başı para alıyorsun.”

Başkanımız Ali Koç, taraftar Ali Koç olarak Ali Koç hakkında ne düşünüyorsunuz şeklinde soruyu ise, “İşin içinde olduğum için, ne yaptığını bildiğim için belki çok nötr bir cevap veremem ama çok çabaladığını, çok uğraştığını, iyi işler yapıldığını ama bir o kadar da talihsiz olduğunu, bazı işlerin de yaşanarak öğrenildiğini ama yarının çok güzel olacağını düşünürdüm. Zerre kadar da şüphem olmazdı.” şeklinde cevapladı.

Başkanımız Ali Koç, Yönetim Kurulu Üyelerimiz hakkında çıkan haberlere ilişkinse, “Aygün Özipek bir soru sordu. Bu da yeni yaratılmaya başlanan bir polemik. Bunu da önümüzde günlerde ya yılsonuna yakın bir iki gün kala veyahut yılın ilk günlerinde camiaya yapacağım seslenişte, adresleyeceğim pek çok konudan biri olacaktır. Yönetimin içinde görüş ayrılıkları var, hatta bölünmeler var, fiziksel kavgalar var diye de çıkartıldı ama o tutmadı. Şimdi görüş ayrılıkları var. Yönetimin içinde her zaman görüş ayrılıkları vardır. Her türlü organizasyon içerisinde görüş ayrılığı olur. Yönetimde bana sorarsanız iyi, kuvvetli bir yönetimimiz var. Herkes büyük fedakarlıklarla en iyi bildiği konulara mesaisini harcayarak doğru işler yapmaya çalışıyor. Bazen doğru işler yapılıyor bazen  hata da yapılabiliyor. Hata yapılmadan tecrübe kazanılmadığını da burada sizlere hatırlatmak istiyorum. Ama bir yöneticinin adını zikrederek bir şeyler söylemek istediniz ve orada tam olarak ne demek istediniz bilmiyorum. Ama her organizasyonda olduğu gibi futbol kulüplerinde de, yönetimlerinde de medyadan uzak duranlar olur, medya ile haşır neşir olan arkadaşlar olur. Ketum arkadaşlar olur, eş dost arasında kendisini tutamayan arkadaşlar olur. Dolayısıyla sizin tam ne demek istediğinizi anlayamadım, bununla beraber bizim yönetimimiz dimdik, sapasağlam görevine devam etmektedir.” cevabını verdi.

Teknik Direktörümüz Ersun Yanal ile ilgili yöneltilen soruları da cevaplayan Başkanımız Ali Koç, “Öncelikle Ersun Yanal’ın takıma gelmesi için fikrinizi ne değiştirdi?” şeklinde bir soru soruldu ama aslında demek istenilen ‘Siz, Ersun Hocayla hiç çalışmak istemiyordunuz, ne oldu?’ demek istiyor ama çok güzel bir Türkçeyle söyledi. Ardından Aygün Özipek Bey de, ‘sosyal medya, sosyal medyadaki polemikler, söylemler… onlar hakkında ne düşünüyorsunuz?’ dedi. Sosyal medya insanların hür iradelerini ifade ettikleri, öfkelerini, tepkilerini, sevgilerini, mutluluklarını, hüzünlerini ifade ettiği bir ortam. Bununla beraber sosyal medyada hiç doğal olmayan, son derece suni olan ‘trol’ diye adlandırdığımız ve  üzülerek görüyorum ki, bu odada da olan birkaç gazetecinin, bu tür trollerden medet umduğu, gazetecilik vakfını, vasfını bir yere koyup,  troller üzerinden gazetecilik  yapmaya çalıştığı, hem gazetecilik hem onu yapmaya çalıştığı bir ortam içindeyiz. Sosyal medya hepimiz için çok yeni bir fenomen. Benim hiçbir sosyal medya hesabım yok ama raporlar da geliyor. Size şunu söylemek istiyorum: O ortamlardan medet uman medya mensuplarına söylemek istiyorum. Er ay da geç gerçekler ortaya çıkacak, en çok zararı da siz göreceksiniz. Bugün size hoş, sempatik, fırsatçı, akıl karı gelebilir.  Böyle yöneti yaptığınızı zannedebilirsiniz ama şunu bilin: Ne mesleğinize, ne spora, ne de Türk gençliğine hiçbir faydanız yok. Bu vereceğim cevapları da sosyal medyada samimi bir şekilde gerçek düşüncelerini ifade eden arkadaşlar var. Evet, ben Ersun Yanal hakkında hocamız hakkında Camiaya Sesleniş programında görüşlerimi ilettim. O zaman hocamız Phillip Cocu idi, yollarımızı değiştirme gibi bir karar söz konusu değildi ve uzun vadede onunla da devam edebileceğimizi, sabır göstermemiz gerektiğini düşünüyordum. 10.hafta itibariyle bu kararımızdan dönmemiz gerektiğine hep beraber karar verdik. Ben asla, ‘asla’ demeyen bir insanım. Hata varsa ‘hata yaptım’ diyebilirim. Hatadan dönmenin elzem olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. Hatta daha net olsun diye hocamız hakkında neler söylediğimi söyleyeyim ki daha da net ifade edelim. Demişim ki, ‘Bugün olmayacak, yarın da olmayacak’ şeklinde bir ifadem var. ‘Ne konuştuk ne de konuşmayı planlıyorum’ demişim. Hatta hocamıza medyada PR kampanyası yapıyor demişim. Bu bizi rahatsız ediyor demişim. Hatta hocam yapıyor dememişim de, yoğun bir medya kampanyası var demişim. Bunları birebir sözlerimden okuyorum. O zamanki tepkileri de içinde bulunduğumuz durumdan dolayı anlayışla karşıladığımı söylemişim. Ama ne bu sezon için ne de yarın için olacağını sanmıyorum demişim. Taraftarımdan rica etmişim, ‘bu sevdaya son verin’ diye. Hatta benim için en kolay şey Ersun Hocayı getirmek, herkesi memnun etmek. Kesinlikle şunu da düşünmeyin dedim, hani bir kompleks içinde insanlar istiyor, inat ediyoruz Ersun Hocayı getirmiyoruz, böyle bir şey de yok demişim. Hatta söylediğim en ağır şey de şu olmuş: ‘Ersun Hoca ile uzun vadede proje yapabileceğimizi düşünmüyorum. Tamamı mı? Eksik söylediğim bir şey var mı? Bununla beraber Ersun Hocanın bize yaşattığı şampiyonluk en keyif aldığımız şampiyonluk demişim, kazandığımız zaman rahat maçlar oynamışız demişim. Onun döneminden beri rahat maçlar seyretmiyoruz demişim. Şampiyon olduk,  çok güzel futbol oynadık demişim. Hakkını da vermişim, hocamızın. Evet,  fikir değiştirdik. O zaman doğru fikir oydu, yabancı hocayla devam etmek istiyorduk, Ersun Hocamız planlarımızda yoktu. Niye yoktu? Medya kampanyası, medyada bir kampanya yapılıyor diye düşündüm. Aslında benim yabancı hocadaki ısrarımın ne olduğunu ifade edeyim, arkadaşlar! Bunun da Ersun Hoca için geçerli olduğunu söylemiyorum, bir iki hoca dışında Türkiye’de futbol dünyasındaki pek çok kişi(ler) için geçerlidir.  Bu yönetici olur, hoca olur, futbolcu olur. Ne yazık ki spor medyamız,  spora ve gençliğe katma değer yaratmaktan ziyade daha yıkıcı, yapıcılıktan uzak, güzelliği öne çıkaran değil daha çok olumsuzluğu öne çıkaran ve 5-6 kişinim kurguladığı bir dünyada hocaların, futbolcuların görüşleri üzerlerinde büyük baskı kurabilen, sevdiğini parlatan, sevmediğini yıpratan, istediğini yaptırdığına hoşgörüyle yaklaşan, istediğini yaptıramayanı yerden yere vuran bir dünyada olduğu için ben yabancı hocayı tercih etmiştim. Uzun vadeli planlarımın esas ana sebebi buydu. Hocamızla buluştuktan sonra kafamdaki bütün soruları en çıplak haliyle, en eldivensiz haliyle kendisiyle istişare ettim. Aldığım cevaplardan tatmin oldum, tatminden fazla oldum. Hatta ilk konuşmamızda, ‘Herhalde hocam merak ediyorsunuzdur. Siz benim hakkımda niye böyle düşünüyorsun’ diye. Her şeyi açıkça konuştuk. O da kafamdaki tüm soru işaretlerin net bir şekilde zaman zaman da kızarak cevaplarını verdi. Beni tatmin etti, bizi tatmin etti sadece benim de değil. Dolayısıyla hata yaptıysak hata yaptık ama şimdi yeni bir başlangıç yaptık. Çok kötü gidiyorduk, Erwin’le devam ederken bilhassa sağlıklı bir karar verme açısından geleceğe dair uzun vadeli kontrat yapmadan önce bütün alternatiflerimizi irdeledik ve bir Türk hoca olması gerektiğini, Türkiye Ligi’nin DNA’sını bilen bir hoca olması gerektiğini, Fenerbahçelilik ruhunu aşılayacak, takım ruhunu en kısa zamanda getirebilecek, sadece saha içerisindeki bilgileri değil ama psikolojik açıdan da en fazla etkiyi yapabilecek biri olması gerektiğini düşündüğümüz zaman Ersun Hocadan başkası çıkmıyordu. Onun için böyle bir karar verdik.” cevabını verdi.

Başkanımızın ardından konuşan Teknik Direktörümüz Ersun Yanal, Türkiye’de sporun içinde bulunduğu durumu şu şekilde ifade etti:

“Aslında benim ilave etmek istediğim çok önemli şeyler de var. Kendimi de zor tutuyorum, kusura bakmayın. Türkiye’de sporun geldiği noktayı çok iyi anlamanız gerekiyor. Özür dilerim, sesim kısık da olsa bunu söylemek zorundayım. Çünkü Türkiye’de takımlarımızın durumu Başkanımız da az önce ifade ederken Avrupa’nın finansal problemlerinden bahsederken ben bir taraftan da üzülüyordum. Gelmiş olduğumuz noktanın temelinde yatan en büyük belirsizlik ise yönetsel problemler. Geçenlerde bir seminerde konuşmam istendi ve hazırlık yapıyordum. Türkiye’de, iki bilimsel çalışma yapılmış, çok basit. Bilim adamları çalışmış. Olimpiyatlar üzerinden sporda gelişimi anlatmışlar. İki sonuç çıkmış: Bir tanesi kültür, bir tanesi yönetim. Bugün Türkiye’de gelmiş olduğumuz nokta kulüplerimizin bu durumu, özrü dilerim belki bana çok kızacaklar ama gerçek bu, yönetsel problemlerdendir. Özellikle de kurumsallaşmanın doğru planlanmadığındandır. Kurumsal yapının doğru planlanmasını ve bir kurumun hafızasının ve kimliğinin oluşturulmasının zorunlu olduğu bir duruma geldik. Burada benim anladığım kadarıyla isimlerin üzerinden değil kurulmak istenen sistem üzerinden olayı algılamaya çalışırsak hepimizin içi daha rahat edecek. Neden? Bunu çok açıkça söyledim. Koç Ailesi’nin bugün Türkiye’deki durumunu hepinizin çok iyi anladığını düşünüyorum.  Neden? Kurumlarıyla birlikte çalıştırdığı ve yaptığı işin standardını düşünüyor. Bu standardın içinde bir kurumsallık kimliği var. Bu kimliğin Sayın Ali Koç tarafından Fenerbahçe’ye aktarılmak istenmesi ve burada bunun çalıştırılmak istenmesi kadar doğal bir şey yok. Dolayısıyla bundan Fenerbahçe Spor Kulübü kazanacaktır. Bunu böyle algılarsak ve böyle düşünürsek hepimiz olaya daha iyi ve yumuşak yaklaşımlar gösterip, Türkiye’nin gitmek istediği ya da spordaki örgütlenmenin gitmek istediği yapıyı daha iyi anlarız. Ben de bunu böyle anlıyorum ve bu konuda üstüme en ufak bir alıntım olmadığı gibi tam tersi destekliyorum. Bu desteğimi de burada olsam da olmasam da hem bir spor adamı olarak hem de doğru bir yapılanma olduğu için destek olduğumu söylemek istiyorum. Her yerde bunu açıkça beyan edebilirim. Teşekkür ederim.”

Teknik Direktörümüz Ersun Yanal’ın ardından yeniden söz alan Başkanımız Ali Koç, sözlerini şu şekilde noktaladı:

“Hepinize çok teşekkür ediyorum, zahmet edip geldiğiniz için. İnşallah hep beraber daha güzel günlerde, daha güzel ve daha olumlu şeyleri konuşuruz.”

Fotoğraflar: Tolga Ovalı

Haberin diğer fotoğrafları

/

Basın Fotoğrafları