SÖZDE ŞİKE DAVASI

Prof. Dr. Köksal Bayraktar ile Prof. Dr. Ersan Şen beraat kararını değerlendirdi

09 Ekim 2015 Cuma 15:59 Son Güncellenme Tarihi: 13 Aralık 2018 Perşembe 16:03

Başkanımız Aziz Yıldırım’ın avukatlarından Prof. Dr. Köksal Bayraktar ile Asbaşkanlarımızdan İlhan Ekşioğlu’nun avukatı Profesör Doktor Ersan Şen’in beraat kararının ardından FB TV’ye yaptıkları açıklamalardan derlediklerimiz şu şekilde: 

Köksal Bayraktar: “Bu karar gerek Türk spor tarihi için, gerekse Türk adli tarihi için önemli bir aşamadır”
Böyle bir sonuca ulaşmak Türk Hukuku için, Türk Adaleti için önemli bir dönemeçtir. Bundan önce verilmiş olan maalesef mahkumiyet kararı Yargıtay’da onandıktan sonra Aziz Yıldırım yönünden, daha sonra bizim yargılamamanın yenilenmesi yönündeki talebimiz, tamamen hukuki esaslara bağlı olarak kabul görmüş ve ondan sonra yeniden yargılama başlamış ve sayın iddia makamının çok neciz bir şekilde ortaya koyduğu esas hakkındaki mütalaasından sonra bugün nihayet Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe’nin diğer yöneticileri hakkında beraat kararıyla sonuçlanmıştır.

Geçmişi unutmamız mümkün değil. 1 yıl kalınan tutukluluk ki bu tutukluluk içinde Aziz Yıldırım’ın akut şeker hastalığına uğramış olması, Aziz Yıldırım’ın böbrek ve kalp rahatsızlığı, Aziz Yıldırım’ın 3 günde bir hastaneye kaldırılması ve tekrar cezaevine gelmesi ve Aziz Yıldırım’ın hemen gözaltına alındığı dönemlerde sevk edildiği Haseki Hastanesi’nde, ikametgahı olarak Metris Cezaevi gösterilmesi, henüz tutuklanmadan önce sedye üzerinde hakimin önüne getirilmesi. Bütün bunları biz savunmanlar olarak sineye çektik. Önemli bir olaydı. 
Önemli olan noktalar şunlar; Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri’nin hiçbir zaman yetkili olamayacağı, görevli olamayacağı, yetkili mahkemenin Kadıköy  Asliye Ceza Mahkemesi olduğunu defalarca izah etmemize rağmen maalesef inanılmaz bir şekilde 6 yıl hapis cezasına mahkum olmak… Hakikaten şimdi biz savunman olarak rahat bir nefes aldığımızı nihayet görebiliyoruz. 

Önceki esas hakkındaki mütalaa da çok iyiydi. Birincisi 6222 sayılı kanundan önce dinleme kararı verilemeyeceği, sadece örgüte dayanılarak dinleme kararı vermenin kanuna aykırı olduğu çünkü 6222sayılı kanuna göre dinleme kararlarının mümkün olmadığı, örgütün ancak 1 ya da 1’den fazla suçlar işlemek için kurulabileceği, olayda böyle bir durumun olmadığı, yine iletişimin tespiti kararının verilebilmesi için mutlaka yargıcın kararının gerekli olduğu, bütün bunları esas hakkındaki mütalaada gördük. Bugün mahkeme sayın iddia makamının görüşüne itibar ederek hakkımızda beraat kararı verdi. Bu gerçekten önemli bir aşamadır. Gerek Türk Spor Tarihi için, gerekse Türk Adli Tarihi için önemli bir aşamadır. 

Ersan Şen: “Beklediğimiz, ümit etiğimiz bir sonuçtu”

Bu sonucun hayırlı olmasını diliyorum. Beklediğimiz, ümit etiğimiz bir sonuçtu. Bugün bir dönüm noktasıdır. Bu bir spor davası değildir. Türk Ceza Yargılaması Hukuku’nun bu anda geçmişte yer alan 4 senelik zaman çerçevesinde hukuka aykırılıklara bir dik duruşudur, tekrar hukuka dönmesidir. 

2 soru akılda kaldı. 1. sual şuydu: O dönemde, yani 8 Aralık 2010 tarihine gittiğimizde, ilk dinleme kararı verildiği tarihte ortada şike denilen bir suç olmadığı halde nasıl olurda örgüt kapsamında, örgütün hangi amaç suçundan dolayı böyle bir teknik takibin başlatılıp yapıldığı. 2. olarak da biz avukatlara dosya gizliyken, soruşturma aşamasında gizlilik kararı almışken hangi şekilde, hangi hak ve yetkiyle bir takım dosyalar, belgeler, polis fezlekesi nasıl olurda Türkiye Futbol Federasyonu’na ve oradan da UEFA’ya nakledildi ve bu ön yargıyla o kararlar Fenerbahçe Spor Kulübü’nün esasını etkileyecek şekilde o dönemde verildi. Eğer bir hesap sorulacaksa devam eden zamanda bu soruların net cevaplarının bulunması lazım. Ben şunu söylüyorum; bu sürece katıldığım 3 Temmuz 2011 tarihinden bu güne kadar burada yapılanların, yargılamayı yapan mahkeme dahil uygulanan usüllerin, suçüstü hali olmamasının, tüm bunların esasında lehe değerlendirilmesi gereken ve yargılanan insanların suçları işlemediğini gösterdiğini ortaya koyduğumuz halde her nedense o dönemde kabulü mümkün olmayan bir sonuçla karşılaştık. 

Elini vicdanına koyan herkes şunu düşünecek; siz hangi hak ve yetkiyle 8 Aralık 2010 tarihinde koskoca bir kulübün yönetim kurulunu amansızca, henüz o fiiller suç olarak tanımlanmamışken takibe alma hak ve yetkisini kendinizde buldunuz ve daha sonra herkese gizlediğiniz o dosyayı TFF ve UEFA’yla paylaşıp Fenerbahçe Spor Kulübü’nü uluslararası müsabakalara katılmaktan, içeride birçok maddi ve manevi kayıplara uğramasına sebebiyet vermek yolunu seçtiniz? Cevaplandırılması gereken sorular bunlardır. İnsanların telefon görüşmelerine, konuşmalarına bu kadar değer atledip ortada somut delil elde etmezken onlarca yüzlerce polisle teknik takip ettiğinizi söylediğiniz bir yerde tespitlerinizi yapmadığınız halde bu insanlar o konuşmaları bir takım subjektif tahiminlerle yorumlayıp suçlu ilan edip kamuoyunun önüne atıp tvlerde, gazetelerde bangır bangır bu insanları suçsuzluk, mahsumiyet karinelerine rağmen bu insanları suçlu ilan edipte cezaevi fotoğralarını koyarsanız, tabi ki kamuoyu o zaman bizim sessiz çıplıklarımız belki haykırışlarımızdı. Bunları duymak yerine o söylenenlere yazılanlara itibar etti. Şu anda bu bir başarısıysa, hukukun başarısıdır. Herkes savcının mütalaasına, gerekçeli karara bakacak. Biz o dönemde boş konuşmadık. Biz doğruyu söylüyorduk. Adalet bekliyorduk ve o adaletin bağımsız tarafsız gelmesini bekliyorduk. İddia edenin bunu somut kanıtlarla kanıtlaması gerektiğini söylüyorduk. Ama o dönemde maalesef sözümüz dinlenmedi. Keser döndü, sap döndü gün geldi, hesap döndü. Şu anda geldiğimiz noktada hak yerini buldu, adalet yerini buldu. 

Köksal Bayraktar: “Aylarca süren tutuklamalar, artık aşılmalı”

İnsanları aylarca süren tutukluğa mahkum etmek, Türk hukukunda bence bu aşama artık aşılmalı. Her suç işlendikten sonra, suçun insanların kendilerine göre’ bu suç vahimdir önemlidir’ deyip, özgürlükleri sınırlamamalı. Cezaevinden hiçbir farkı olmayan tutuklama rejiminin içerisine insanları atmamalı. Bu çok mühim.

3 Temmuz’dan sonraki günlerde Aziz beyin göğsünün üstünde, tıpkı sabıkalı suçlu gibi numaralandırarak gazetelere boy boy fotoğraflarının verilmesi hiç hoş görüntüler değil. Bunlar insanlığa ve özgürlüğe aykırı olaylar. Artık Türkiye toplumu hangi taraftan olursa olsun birbirlerine karşı saygı duymalı. Saygıyı ve sevgiyi adliye önünde ortaya koyabilmelidir. 

Ersan Şen: “Umut ediyorum bu yanlış tekrarlanmaz”

Özel yetkili mahkemelerin kültürü o dönemde şu şekilde işledi: 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren başladı ve denildi ki cebir, şiddet ve  tehditli davalara bakacak, organize bazı suçlara bakacak … ama öyle kriterler kullandılar ki, suç örgüt denilen bir kavram oluştu. Tutukluk denilen bir müessese ve onunla birlikte telefon dinleme ve izleme. Bir soruşturma sürecinden geçip tutukluyorsunuz, aylarca yıllarca orada tutuyorsunuz. Suçlu olarak takdim ediyorsunuz. Çaresiz bırakıyorsunuz. Canını kurtaramıyor, olan hadise bu. Şu anda şunu net söylüyorum, İlhan Ekşioğlu bakımından konuşma hakkını kendimde görüyorum; temsil ettiğim insan bakımdan ortaya konulan deliller orada. Sayın savcının mütalaası da orada. Biz 14 Nisan 2011 tarihinden önce şike suçtu, değildi bunlara sığınmıyoruz. Hodri meydan. Neden suçüstü yapmadınız? Niye yakalamadınız? Yani siz 1 yıl takip yapacaksınız, bu kadar masraf edeceksiniz, ondan sonra elinize çıka çıka telefon konuşmaları…Efendim yok şunu söyledi, yok bunu söyledi. Düşünce açıklama hürriyetine siz bu şekilde müdahale edemezsiniz. İnsanları bu şekilde takibe alıp, hayatlarını zindan edip, sonra önlerine bütün özel ve iş hayatlarını koyamazsınız. Burada yapılan en önemli yanlış buydu ve bundan dönüldü.   Umut ediyorum bu yanlış tekrarlanmaz. Bu şekilde felaketler gelmez. İ. Ekşioğlu ne suç işledi? Ne yaptı? 

UEFA ve FIFA dediler, yetkilileri ortada. Onların da yargılanma hakkı var. Bizi yargılayanlar; şöyle oldu böyle oldu mu diyeceğiz. Onlara sığınmıyoruz, biz sadece diyoruz ki, adaletsizlik yapıldı. Yanlış yargılama yapıldı. Kimsenin arkasına sığınmıyoruz. Hukuk bu. Kural bu. Bunu Anayasa söylüyor. Bunu uygulayacaksınız. Kişiye göre, duruma göre muameleler yapıp da çeviremezsiniz. O dönemde Türkiye’de unutulan buydu. 

Ersan Şen:”Hukuk devleti deyip insanlara polis devleti takdim edemezsiniz”

İlhan Ekşioğlu atledilen suçları işlememiştir. Bende hukukçu olarak ayrıca sizin yaptığınız uygulama, delil elde etme metotları yanlıştır. Hukuka aykırıdır. Siz hukuk devleti deyip insanlara polis devleti takdim edemezsiniz. Böyle bir hakkınız yok dedik.

Köksal Bayraktar: “Mahkeme bütün bantların imha edilmesine karar verdi”

Biz bundan önceki yargılamada da iletişimin dinlenilmesinde ne gibi aksaklıkların olabileceğini söylemiştik. Benim şu andaki konuşmalarımın bir şekilde taklit edilebileceğini önceki mahkemelerde de söyledik. Ama dikkate alınmamıştı. Ve bu sefer aynı şeyi tekrarladık ve mahkeme bu sefer dikkate aldı. Bütün bantların imha edilmesine karar verdi. Şu yönden de önemli. İletişimin dinlenmesi bu davadaki dosyaya giren iletişim kayıtları hukuka aykırı yollardan elde edilmiş delildir. Ve Türk hukunda benzerine çok az rastlanan şekilde hukuka aykırı delillerin ortadan kaldırılması kararını vermiştir, mahkeme.Bu yönden Türk hukukunda bu bir dönüşümdür. Bundan sonra Yargıtay kararlarında göreceğiz. Son derece önemli bir karardır. Hukuka aykırı delillerin dosya içerisinden çıkarılması Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nda henüz mevcut olmayan bir hükümdür. Bunu yargı organı getirip hukuka bir çeşit armağan etmektedir. Bu yönden devrim niteliğindedir. Bu yüzden olağanüstü bir gün yaşıyoruz.

Gelelim bireysel tazminat talebine. Hakkı ayaklar altına alınmış nice kimseler var. Biraz önce Sayın Ersan Şen’in söylediği gibi İlhan Ekşioğlu örneği, Şekip Mosturoğlu örneği, Aziz Yıldırım örneği, Ali Yıldırım örneği gibi pek çok kişi var. Hepsi bireysel tazminat yoluna gidebilecektir. Tabii Fenerbahçe yönünden de yönetim kurulu ayrıca karar alacaktır. 

Ersan Şen: ”Doğru ve isabetli bir karar”

Hocamın söyledikleri biz hukukçular için ve vatandaşlar için de çok değerlidir. Hukuk devletinde hukuka uygun yol ve yöntemlerle idare edilirsiniz. Eğer bir suç işlediğiniz iddia ediliyorsa da bunun şekli budur. Bugün mahkeme olması gerekeni söyledi. Esasında bunlar çok önceden olmalıydı. Yani Anayasaya 38. maddenin 6. fıkrasını koyacaksınız, Ceza Muhakemesi Kanunu’na bir takım hükümler koyacaksınız, ondan sonra onu hukuk adına tanımayacaksınız. Oysa Anayasa’nın 138. maddesinin 1. fıkrası net. Hakimlerin de anayasa ve kanunlarla bağlı olduğunu söylüyor. Bugün mahkeme bu doğruya işaret etti. Taraf tutmadı. Kimsenin iltimas geçmek suretiyle lehine karar vermeyi tercih etmedi. Savcılık makamının mütalaası da, kanaatin ve mahkemenin gerekçeli kararı da hukuka aykırı kayıtların dosyadan çıkarılıp imha edilmesi yönündeki kararını bu net argümanlara dayandırdı. Yoksa şu zannedilmesin; ortada hiçbir haklı ve hukuki gerekçe yok, yargılamanın yenilenmesi kabul edildi, mahkeme de beraat kararı verip imha kararı verdi. Böyle bir şey olmaz. Bir mahkeme karar verirken dayanaklı yazacak. Bu karar daha önce verilmeliydi. O dönemde verilmedi, hukuka uygun davranılmadı. Her mahkemenin hata yapabilme durumu var. Mahkeme hata yaptı. Biz bu hatanın düzeltilmesi için başvuruda bulunduk. Şimdi bu hatayı düzelttiğini görüyoruz. Doğru ve isabetli bir karar. Bu karar kesinleştikten sonra herkes hesabını önüne koyacak. 

Ben Türkiye Futbol Federasyonu’nun o dönemki yönetimini merak ediyorum, ne yapacak. Nasıl bir karar alacak ne yönde hareket edecek. Siz çıkıp da polis fezlekelerinin, verilen coşkuyla çıkıp konuşmalar yaparsanız tabii ki işler bu zamana döndüğünde de Fenerbahçe Spor kulübü tüzel kişiliği oturup hesabını yapıp ilgililer kimse onlara da yöneltecektir.

Köksal Bayraktar: “Aziz Yıldırım’ın mahkemedeki ifadeleri örnek dayanışma duygusunun ortaya konulmasıdır”

Gerçekten bugün Aziz Yıldırım’ın, ‘kendim ve burada bulunan arkadaşlar için beraat kararı verilmesini istiyorum’ demesi tam bir örnek dayanışma duygusunun ortaya konulmasıdır. Aziz Yıldırım sadece kendi kurtuluşu için değil tüm grubun haksız yere tutuklanmış, haksız yere mahkum olmuş arkadaşları adına da konuşmuştur. Bu yönden gerçekten örnek bir dayanışma duygusudur. Fenerbahçe camiasını Aziz Yıldırım cezaevinde olmasına rağmen ayakta tutabilmiştir. Onun daima, konunun bir şike olmadığını ileri sürmesi, şikenin olayımızda ortaya konulmasının çok komik bir gerekçe teşkil ettiğini çünkü hiçbir hakem raporunda şikeyle ilgili bir atıf yok. Hiçbir saha müşahit raporunda şikeyle ilgili en küçük bir atıf yok. Bütün bunları ileri sürmesine rağmen ve tabii çok önemlidir son savunmasında Fenerbahçe sevgisini ortaya koymuştur, hayatının son nefesine kadar Fenerbahçeli olarak kalacağını belirtmiştir. Bütün bunlar büyük camiayı Türkiye’nin 4 büyük kulübünden biri olan Fenerbahçe camiasını ayakta tutabilmiştir. Bu önemli bir liderlik vasfıdır.

Ersan Şen: “Bu davanın buraya gelmesine vesile olan insanlar Fenerbahçe’nin taraftarlarıdır”

Bu davanın buraya gelmesine vesile olan insanlar Fenerbahçe Spor Kulübü’nün taraftarlarıdır. Bu desteği hiçbir zaman esirgememişler ve burada iddia edilen suçların işlenmediğinin de göstergesi olarak buraya gelip kar kış demeden Silivri’ye gitmek suretiyle arkasında durmuşlardır. Temsil ettiğim İlhan Ekşioğlu dik duruşunu sergilemiştir. Fenerbahçeliliğini ortaya koymuştur. Şu anda da yine yönetimdedir. Hizmetlerine devam edecektir. Umuyorum bundan sonra bir tip meseleler tekerrür etmez, bu tip haksızlıklar yaşanmaz. Bunlar hakikaten ciddi meselelerdir. Sembol davadır. Çığır açacaktır. Mevcut olan Anayasa’da ve kanunlarda mevcut olan kuralların işlediğini buradan çıkan gerekçeli kararla biz göreceğiz ve bunun da kabul edileceğini ve başka davalar için emsal olarak kullanılacağını düşünüyorum.

Köksal Bayraktar: “Bu netice bütün Fenerbahçe’ye hayırlı olsun”

Böyle bir neticeye ulaştığımız için sevinçli olmamak mümkün değil. Bu netice bütün Fenerbahçe’ye hayırlı olsun. Daha öncede söylemiştim. Bugünü kastederek Fenerbahçeliler bayram edecek demiştim. Bugün herkes için bayram olacak herhalde. 

Ersan Şen: “Hatadan dönüldüğünü ve bundan sonra da daha mutlu günler olacağını düşünüyorum”

Ben hep şunu söylüyordum. Bıkmak yok, yılmak yok. Devam edeceğiz ve bir gün gelecek; belki bazı insanlar bize itibar etmedi. Eğer söylediklerimizde en ufak bir sorun, haklılık payında sorun yaşansaydı bu şartlara kavuşamazdık. Hukuk su gibi, ekmek gibi ihtiyaçtır. İnsanlar güvenmek ister. Hukuk güvenliği hakkı çok önemlidir. Akşam hukuk devletiyle yatıp sabah polis devletiyle uyanmak istemezsiniz. Çok olumlu bir karar. Keşke bu işler buralara gelmeseydi. Hatadan dönmek de bir erdemdir. Hatadan dönüldüğünü ve bundan sonra da daha mutlu günler olacağını düşünüyorum.