SÖZDE ŞİKE DAVASI

Başkanımızın 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne Sunduğu Yazılı Savunması

13 Ocak 2015 Salı 14:33 Son Güncellenme Tarihi: 13 Aralık 2018 Perşembe 14:34

İSTANBUL 13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA

Konu: Sayın Makamınızda 13.01.2015 tarihinde yapılacak olan duruşmada yer alan ifademin yazılı olarak sunulmasıdır.


Sayın Başkan, Sayın Üyeler,

Öncelikle almış olduğunuz bu yürekli ve haklılığı her geçen gün artarak anlaşılan kararınızdan ötürü sizleri kutluyorum…

Sizler bu kararla sadece adaleti sağlamakla kalmadınız, Adil Yargılanma ve Savunma Hakkı İhlalleri ile kuşatılan Türk Yargı Sistemi’ni illegal yapı ve yapılanmaların vesayet ve hükümranlığından da kurtaran ilk ateşi yaktınız. Bu yüzden kendim, camiam, ülkem ve Hukuk adına teşekkür ederim. 

Huzurunuzda yapılan yargılamaya ilişkin çok fazla şey konuşacağımı düşünenler yanılmaktadırlar. Hukuka uygun olarak elde edilmemiş ve açıkça hukuka aykırı olan bu delillerle alınmış kararlar hakkında konuşmayı bu ülkeye ve siz Cumhuriyet’in Hukukçuları’na yapılmış bir hakaret olarak değerlendiriyorum. Bununla birlikte, bu dönemin ve bu döneme ait yapılanmanın, hukuka aykırı olarak kurulan Özel Makamlarını, bu makamlarca oluşturulan hukuka aykırı delillerini ve en önemlisi Mülkün Hukuku’na paralel yeni bir hukuk yaratmaya yönelik bu kararlarını tanımadığımı buradan bir kez daha ilan ediyorum…

Bununla birlikte, yargılamanın dışında hiçbir şey söylemeyeceğimi düşünenler de yanılmaktadırlar. Zira bugün yaşanılanlar ve yaşatılanlar sadece Aziz Yıldırım’a ve Fenerbahçe’ye yönelik değildir. Ülke barışına, vatansever gazeteci ve yazarlara, saygın emniyet mensuplarına ve bu iddialar yüzünden, onuru ve şerefi uğruna gözünü kırpmadan hayatına son veren şanlı TSK mensuplarına, kısacası bu toprakları "Vatan" yapan tüm değerlere yöneliktir. Ve bugün ben Aziz Yıldırım olarak bu nedenlerle savunmamın Yüce Türk Milleti adına yapıldığının kayda geçmesini istiyorum.

Ve bugün, bu vatan için, bu ülke için, bu cumhuriyet için yaşayan insanlara yönelik olarak yapılan örgüt kurma, şike yapmak, darbe yapmak, casusluk yapmak ve onlarca asılsız iddiaları ülkem ve bu onurlu insanlar adına külliyen reddediyorum. 3 Temmuz 2011 tarihinde başlayan sürecin her aşamasında yapmış olduğum tüm savunma ve açıklamaları aynen tekrar ediyor, o gün nerede duruyorsam bugün de aynı yerde durduğumu yineliyorum.

O gün bu vatan evlatlarını örgüt kurmakla suçlayanlar, kurgu fezlekelerin altına imza atanlar, şafak sökmeden ocaklarımıza çöküp bizleri "Silahlı Suç Örgütü Üyesi" yapanlar ve en acısı bunları yapanlara, "Bağımsız Basın" adı altında alkış tutanlar bugün ya terör örgütü üyesi olmakla suçlanıyorlar ya da cezaevindeler…

Biz o tarihte "Ne şikesi Memleket Elden Gidiyor" dediğimizde gülenler şimdi yanıldıklarını anlatıyorlar her fırsatta.

Aziz Yıldırım’ı Devrimci Karargah Örgütü Üyesi ve İBDA-C örgüt üyeliğinden dinleyenler şimdilerde ifade üzerine ifade veriyorlar…

2011 yılında bu operasyonların Aziz Yıldırım’a ve Fenerbahçe’ye değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümeti’ne yönelik olacağını söylediğimde gülenler bugünlerde devletin bu yapılardan nasıl arındırılacağı konusunda fetva veriyorlar…

Bu zihniyetin Türkiye Cumhuriyeti Yargısı’nı, Emniyeti’ni ve TSK’yı hedef alarak Türkiye’yi savunmasız bir şekilde uluslar arası emperyalist politikaların kucağına atıldığını söylediğimizde bize gülenler bugün televizyonlarda haklılığımızı tekrarlıyorlar…

Ve bunları Sayın Cumhurbaşkanı’na yazdığımızda ve asıl hedefin Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümeti olacağını anlattığımızda bizi eleştirenler şimdilerde adımızla konuşuyorlar…


Sayın Başkan, Sayın Üyeler

Sadece şike davası değil, bu Cumhuriyet’in bu Devlet’in tüm vatansever kişi ve kuruluşlarına yönelik tüm bu davalar bu ülkenin taşıyamayacağı ağır bir yüktür. Ve ülkenin bir an evvel bu yükten kurtulması lazımdır…

Süratle ve kararlılıkla sonlandırılacak bu davalar ve verilecek beraat kararları; belki bu dönemin faturasını canıyla, onuruyla, hürriyetiyle ya da geri kalan tüm hayatı ile ödeyenlerin acısını hafifletmeyecektir. Ancak aynı şartlarda, aynı direnişi göstermekten kaçınmayacak bu insanlara iade edilecek itibar, Türkiye’nin itibarı olacaktır…

Çünkü bizler bu ülkeyi çok sevdik; iyisiyle, kötüsüyle, eğrisiyle, doğrusuyla ve ona ait ne varsa… Ve bu ülkenin itibarı için yaşadık… Hakkımızda asılsız iddialarla hükümler kurulduğunda cezaevlerinde yatmak için koşarak geldik… Ve birileri uluslararası platformlarda Türkiye’yi ve ona ait ne varsa şikayet etmek için fırsat kollarken, biz tüm çektiklerimize rağmen haklı çıksak da Türkiye aleyhine dava açmayacağımızı peşinen kabul ettik.

Ve bu kararlılığımız son nefesimize kadar sürecektir…

Ve Fenerbahçe, aynı kararlılıkla, Cumhuriyet’in, Demokrasi’nin, özgürce ve kardeşçe yaşanılan büyük Türkiye için yoluna kaldığı yerden devam edecektir.

Aziz Yıldırım’ın başkanı olduğu tek örgüt ise, Atatürk Türkiye’sinin en büyük sivil toplum ve spor örgütü olan Fenerbahçe Spor Kulübü olarak kalacaktır…

Ve dün olduğu gibi bugün ve her gün son sözümüz, Darağacında bile olsak Fenerbahçe olacaktır…

Ve suçumuz Fenerbahçeli ve Vatansever olmaksa, ölene kadar mahkum yaşamayı göze aldığımızı bildirir, tüm bu hukuka aykırı iddia ve isnatlardan beratımı talep eder ve yine bir vatan şairinin  "ONUR DA AĞLAR" isimli dizeleriyle sözlerime son veririm:

                                 NE ALNIMIZDA BİR AYIP
                                 NE KOLTUK ALTINDA SAKLI HAÇIMIZ
                                 BİZ BU HALKI SEVDİK
                                 VE BU ÜLKEYİ,
                                İŞTE BAĞIŞLANAMAZ, KORKUNÇ SUÇUMUZ…


                                                                                                          AZİZ YILDIRIM