ALTYAPI

Futbol Altyapı Genel Koordinatörümüz Serdar Dayat: Çocukların saha içi kadar saha dışındaki davranışları da önemli

30 Eylül 2019 Pazartesi 18:03 Son Güncellenme Tarihi: 30 Eylül 2019 Pazartesi 19:01

Fenerbahçe Futbol Altyapı Genel Koordinatörü Serdar Dayat, Fenerbahçe Televizyonu’nda yayımlanan 14/16 programının konuğu oldu.
 
Sözlerine Fenerbahçe gibi büyük bir ailenin ferdi olmaktan dolayı duyduğu mutluluğu dile getirerek başlayan Fenerbahçe Futbol Altyapı Genel Koordinatörü Serdar Dayat, Fenerbahçe futbol altyapısında yerleştirmeye çalıştıkları futbol kültürünün, modelinin detaylarını da paylaştı.
 
Fenerbahçe Futbol Altyapı Genel Koordinatörü Serdar Dayat’ın açıklamalarından derlediklerimiz:
 
“Büyük bir ailenin, büyük bir camianın mensubu olmak beni çok ama çok memnun ediyor. Şubat ayının başında göreve başladık ve göreve geldikten sonra da bir gözlem, denetleme ve analiz süreci geçirdik. Bu süreç içerisinde bütün birimlerin nasıl çalıştığıyla ve sürecin nasıl işlemesi gerektiğiyle ilgili belli notlar aldık. Şöyle de bir şey var, Başkanımız ve yönetimimiz göreve geldikten sonra bir sistem değişikliğinin olması gerektiğini defalarca ifade ettiler. Bu sistem değişiklikleri sürece bakıldığında ilk etapta organizasyon ve operasyonel faaliyetler anlamında çok büyük sıkıntılar yaratmasa bile sistem değişikliği kendi içerisinde değişik sapmalara neden olabiliyor. Ancak sizin tecrübenizle, gözlem yapma şeklinizle ve birlikte çalıştığınız insanların pozitif düşüncesiyle, ileriye adım atma isteğiyle çalıştıklarını bildiğiniz zaman sizin işiniz de bir yönetici olarak kolaylaşıyor. Nitekim çalışan bütün arkadaşlarımız Fenerbahçe’nin menfaatleri, Fenerbahçe’nin geleceği için ter döküyor ve bu düşünceyle yatıp kalkıyor. Böyle bir durumda bazı değişiklikleri yapmanız süreç anlamında sizi belli bir bekleme sürecine soksa bile ilerideki ışığın ne kadar net olabildiğini görebiliyorsunuz. Bu da bizim için çok önemli. Tabii ki değişikliklerde organizasyon olsun, verilen bilgilerin depolanması olsun, hocaların eğitimi olsun, oyuncuların geçmişten bugüne kadarki eğitim seviyelerinin bugünden itibaren de takibi olsun bütün konuları, bütün dinamikleri en iyi şekilde değerlendirip önümüzde bakmamız gerektiğinin farkında vardık. Fenerbahçe altyapısı olarak bizim en büyük hedefimiz, sürekli gelişmek, sürekli takip. Bunların sonucunda oluşacak süreklilik bizim için çok önemli. Biz her zaman önümüzde bakmalıyız, önümüzdeki hedeflere kenetlenmeliyiz. Fakat herhangi bir sistem değişikliği yapılmak istendiğinde tamamıyla istenilen seviyeye gelme anlamında sancılı süreçler yaşanır ancak biz bu süreçleri aştık. Buradan bütün camiamıza, taraftarlarımıza şöyle güzel bir mesaj verebiliriz; bu sistem değişikliği Fenerbahçe’ye çok yaradı ve daha da fazla yarayacaktır.”
 
“Ben sabırlı bir insanımdır. Mesleğimden dolayı 90 dakika bitmeden maçın bittiğini hiçbir zaman düşünmem. Sabır sadece teknik direktörlere ait bir şey değil, insanlığın yapısında olan bir şey. Bakınız bir insanın yetişmesi için en az 5 yıldan bahsediyoruz. Doğum gününden 19-20 yaşına kadar olan süreci bir düşünün, o insana 19-20 sene yatırım yapman gerekiyor. Tabii ne için? İyi bir insan, iyi bir sporcu olması için. En önemlisi de iyi bir vatandaş olabilmesi için. Çocuklarımıza fertleri olarak reşit oldukları yaş dilimine kadar çok iyi eğitim vermemiz gerekiyor ki bizi gelecekte temsil edecek olan vatandaşlarımızın, altyapıdan gelecek neslin iyi bir şekilde de kendini ifade edip temsil edebilme kabiliyetine sahip olması gerekiyor. Bizdeki toplumsal sıkıntı şu: bir sporcuyu bir yere getirdiklerinde hemen onun tam anlamıyla olmasını istiyorlar. Bakınız U10, U11, U12, U13 yaş gruplarındaki sporculardan bahsediyoruz. Bu noktada velilerin bir sporcunun gelişiminin nasıl olduğunu çok çok iyi bilmeleri gerekiyor. Bunların temel bilgi evresi, gelişim evresi, performans evresi gibi evrelerin olduğunu bilmek gerekiyor. Fakat bu evrelerin asıl temasının çocuğun aldığı eğitim olması lazım. Çocuğumuzun karar verme mekanizmasını doğru hareket ettirmesi gerekiyor. Çünkü aldığı eğitimden, sosyal çevresinden, aile kültüründen yanlış kararlar verebiliyor. Bizim bunları yakalamamız lazım. Biz iyi bir vatandaş, iyi eğitilmiş bir genç, iyi eğitilmiş sporcu yetiştirebilirsek performansıyla A Takıma çıkma eşiğinde olan sporcunun karar verme mekanizmasını da çok çok iyi yerlere çekmiş oluruz. Bir oyuncu kendi tarzını, kendi şeklini belirleyebilmeli. Tabii ki saha içerisinde antrenörlerinin, akademi direktörlerinin verdiği bilgiler güzel ama sahaya girdiğinde inisiyatif alan oyuncunun yetişmiş olması lazım. Sporcunun bir sorumluluğu olmalı ve o sorumluluğu aldıysa uygulamalı. Ama bu uygulama şekli nereden başlayacak? Dışarıda öğretirsen o çocuk saha içinde sorumluluk alır. Kendi hayatında sorumluluk alamayan bir oyuncu ya da bir insan bir görev verilmesi halinde saha içindeki o görevden de kaçabilir. Bizim sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmemiz gerekiyor. Saha içinde saklanmayan, her zaman isteyen, oyun içinde daima olması arzulayan, arkadaşıyla iletişimi çok iyi olan, antrenörünün verdiği direktifleri harfiyen uygulayabilen, algı çarkları yüksek, rakibin yapmak istediklerini o anda sezip hissedebilen bir oyuncu yapısı olması lazım. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün futbol altyapı modelinin de bu yörüngede ilerlemesi şarttır.”
 
“Biz sporcularımızı her zaman takip etmek zorundayız, çünkü nihayetinde onlar çocuk! İlgi noktaları belli zamanlarda belli noktalara kayabiliyor. Odaklandıkları değişik noktalar da olabilir ki biz bunları da istiyoruz. Bir sporcu eğitim, okul, aile yapısı, sportif faaliyetleri ve onun dışındaki ekstra faaliyetlere de odaklanmasın lazım. Sezon içerisinde çocuklarımız antrenmanlar yapıyorlar, turnuvalara katılıyorlar. Yaz dönemi geldiğindeyse biz çocuklarımızın gerçekten yaz tatili yapmalarını ve başka aktivitelere yönelmelerini istiyoruz. Nitekim o aktivitelerden sonra aşık olduğu, gönül verdiği futbol topuna tamamıyla sarılabilsin. Bunlar bilimsel araştırmalardır ve şöyle denir: gelişmekte olan bir sporcu adayının, ergenlik döneminin öncesinde ya da sonunda kendini bulmasıyla farklı aktivitelere de yönelmesi gerekiyor. Bu aktivitelere yaptırılmıyorsa o oyuncu ya da o potansiyel yetenek belli bir zaman sonra meslekten kopuyor. Bu yüzden biz eğitmenler, aileler bu dönemi çocuklarla aktiviteler eşliğinde geçirmeleri faydalı olacaktır. Bir diğer konu ise A takımla iletişim anlamında şunu söyleyebilirim. A Takımımızla altyapımız bilhassa U19 Takımımızla iletişimimiz çok iyi ve A Takım yöneticileri, antrenörleri U19’da, U17’de, U16’da ne olduğunu da biliyorlar. Futbolcularımızın gelişimlerini bizimle birlikte takip ediyorlar. Sezon başında organizasyon anlamında biraz nasıl olabileceği kavramı düşünülürken oyuncular testlere tabii tutuluyor. Testlerden çıkıyoruz, sağ ayakla sol ayak arasında arka adelede kuvvet farkı çıkıyor. Bunlar olabilecek şeyler. Futbol literatürüne baktığında dünya futbolunda her yerde var. Ne oldu? Yukarıda test uygulandı. Sıkıntıyı bulduk, tedavi aşamasına gelindi. A Takımla iletişim halinde bu oyuncumuzun iki bacak arasındaki farkı 3,5 hafta içinde geçirdiler. Bu, yukarının aşağıyla ne kadar ilgilendiğini gösterir, aşağının da ‘yukarıya ne kadar fazla oyuncu verirsem o kadar tatminkar olurum’ hedefini gösterir. Bunlar uzun sürebilecek süreçler. Bir insandan bahsediyoruz. Bu testler, bilimsel yaklaşım, düşünce zaten yukarıdan aşağı doğru gelen ve bizler tarafından benimsenen, aldığımız eğitimin de buradan geçmesinin gerektiğini bize ispatlayan bir çalışma şekli olduğu için %100 benimsemiş bulunuyoruz.
 
“İdari anlamda da model yapıları düşündük. Altyapımızda hangi modeli benimsersek kulübümüze faydalı oluruz? Önümüzdeki 10-15 seneyi düşünerek kafa yorduk. Toplam kalite yönetiminin altyapıda bizi iyi taşıyacağını düşündük. Sistem olarak uygulaması zor gözükse bile oturtulduğunda çok uygulanabilen, her birimde çalışan sorumlunun fikrini rahatlıkla söyleyebileceği, yuvarlak masa etrafında birim sorumlularının bulunup tüm verilecek kararlarda ortak hedef belirleme anlamında fikir beyan edebilecekleri bir sistem oluşturmaya çalıştık. Şu anda bunun modelini yazıyoruz. Yazarken de küçük nüanslar halinde bunu uygulamaya çalıştık. Faaliyet raporu örneği vereyim. Tüm birimler o ay tüm faaliyetlerini teker teker yazıyor. Bu faaliyetler araştırma geliştirme departmanı sorumlusunda toplanıyor. Onu bilgi bankamıza koyuyoruz, raporluyoruz ve yetkililerimize sunuyoruz. Biz iletişimimizi aynı masada yapamazsak beraber çalışmamızın bir anlamı olmaz. Omuz omuza yürüyemeyiz. Aynı amacı güder, aynı amaç doğrultusunda birlik beraberlik içinde hareket edersek istediğimizi dört dörtlük yaparız. Kültürel yapımıza uygun ve herkesin uygulayabileceği bir model yapmak istediğimiz. Hemen hemen bitmek üzere. Yaklaşık 150 sayfalık altyapı modeli yazmaktayız. Tüm birimler açıklanıyor. Scout, mentör, aile birimi, idari birim… Malzemeci ne yapmalı? Oyuncu nasıl seçilmeli? O modeli o konsepte şu anda yüklüyoruz.”
 
“Yaklaşık 10 kriter belirledik. Eski profesyonel milli futbolcu, futbolcu ve akademisyen. Akademisyen ya da eski futbolcu. Pedagojik formasyon akademisyende var, diğerinde yoksa eğitime gidebilir. Çocuk koruma programına dahil mi? Akademilerde kaç sene çalışmış? Hangi grupları başarılı bir şekilde yönetmiş? İletişim becerisi ne? Tecrübesini bulunduğu gruplardaki oyunculara ne kadar aktarabilir? Lisans eğitimi çok önemli. Mesela bizde %70, %80 oranında A lisans hocaları var. U19 hocasının A lisansı var, yardımcısının pro lisansı, U17 hocası, U16 hocası, U15 hocası A lisans… U14 ve aşağısında hepsinde UEFA B lisansı var. Bu bizim için önemli çünkü hitap ettiğiniz yaş grubundaki antrenörün o gruba hitap edebilecek kriterlere sahip olması lazım. Bana kalsa; 9-12 yaş grubuna temel eğitimleri verecek uzman antrenör, 13-15 yaş grubuna hitap edebilecek uzman antrenör, 16-19 performans bölümüne hitap edebilecek uzman antrenör yetiştirmek belki bizim altyapılarımızı genel anlamda 10-15 senelik süreç içinde daha da iyi yerlere getirebilir. Orada çocuğun isteklerine karşılık verebilecek antrenör bulundurmanız lazım. Pedagojik formasyon kesinlikle olmalı. Gençlik koruma programına kesinlikle ait olup ezbere bilmeli, ilk yardım kesinlikle olmalı. Bize fayda sağlayabilecek oyuncuları geliştirip hedeflediğimiz noktalara taşıyabilecek antrenörlerle çalışmak ana amacımız.”
 
“Göreve geldikten sonra yapmış olduğumuz SWOT analizlerde futbolcu kalitemizin biraz daha yukarı çekilmesi gerektiğinin kararına vardık. Scout ekibimiz Serhat Pekmezci liderliğinde 2018 aralık ayından beri görevdeler. Kendisi geldi sonra ekibini kurdu. Amacımız 9-10 adet scoutu yakalamak. Amacımız köylere kadar inmek. Okul bahçelerinde futbol topunun peşinde koşan oyunculara kadar inmek. Bu ağı istediğimiz şekilde oturttuğumuzda bizden kimse kaçamayacak. Hangi oyuncu hangi köyde nerede ayakkabı numarası nedir bunların hepsini bilmiş olacağız. Bu uzun vadeli bir çalışma, bugünden yarına değil. Oyuncuya hitap edecek antrenörü, gönüllüyü, beden eğitimi uzmanını bulmanız gerekir derken uzun bir süreç. Scoutlarımızın yapmış olduğu transferler şöyle; Fenerbahçe’ye gelirken oyuncuların kesinlikle not ortalamalarının iyi olması, aile saygı çerçevesinin ne olduğunu iyi bilmesini istiyoruz. O yüzden scoutlarımız ince eleyip sık dokuyorlar. Ailelerle sık sık görüşüyorlar. Aileyle mutabık kalındıktan sonra zaten ihtiyaç doğrultusunda transfer yapılıyor. Pozisyon belirleniyor, aileyle konuşuluyor, oyuncunun yeteneği karara bağlanıyor; transfer edilmeli ya da kendi yaş grubundaki takımlarla denenmeli diyoruz. Transfer yapılmadan önce yine denemeye alıyoruz, yine scoutlarımız, hocalarımız, biz oradayız. İki göz, dört göz, sekiz göz, on göz… Herkes farklı köşelerde antrenmanı takip ediyor. Ben bazen beni kimse görmesin diye köşelerden de izleyebiliyorum. Oyuncu, seni gördüğünde değişebiliyor. Pozitif ya da negatif de olabilir. Çocuk varsa yok olur ya da çocuk yoksa var olur. Kamçılayan bir yapı vardır. Ya da kendini yıpratarak içeri dönüş yaptıran bir yapı da vardır. Çocuklar çekinebilir, utanabilir. Elemelerden geçtikten sonra verilen karar da nihai karar oluyor. Ben altyapımızdaki scout arkadaşlarımızın çalışma şekli, isteklerinin tam teşekkürlü olduğunu düşünüyorum. Yeterli olduklarını düşünüyorum ki zaten Serdar Pekmezci ve yardımcıları kendilerini bu platformda ispatlamışlardır. Bütün Türkiye’yi tarıyoruz. Scoutlarımız ayrıca yurt dışına da gidiyorlar. U20 Dünya Şampiyonası’na gittik. U17 ve U19 Avrupa şampiyonalarını tarıyoruz. Geçenlerde socutlarımızdan biri Norveç’e bir oyuncuyu izlemeye gitti. Biliyorsunuz ki yurt dışında yaşayan Türk ailelerinin çocukları da var. Onları da tarıyoruz. Norveç, İsviçre, Belçika, her yerdeyiz. Ağı öyle bir sağlam kurmaya çalışıyoruz ki aşağıdaki ağacı 500 kişi de sallasa o ağaç hiçbir şekilde zedelenmemesini arzu ediyoruz. ‘O köyün taşlık yollarında oynayan futbolcuları dokunduğumuz an sırtımızı arkaya yaslayarak çok rahat bir şekilde geleceğimizi inşa ettik. Şimdi de meyvelerini toplayalım’ diyebileceğiz. Zor ama bu işe emek verdiysen, gönül verdiysen, hedeflerin varsa kimse için zor olmamalı.”
“Türkiye ve Türkiye dışında 20-25 milyonları aşmış bir taraftar kitlemiz var. Fenerbahçe’nin bir scoutını Doğu Anadolu’ya ya da Güney Doğu Anadolu’ya göndersek orada tanıdıkları, arkadaşları, antrenörleri, bir sürü arkadaşları var. Fenerbahçe’ye gönül vermiş bir kişi, zaten iyi bir oyuncuyu gördüğünde gönüllü ya da gönülsüz fark etmiyor, çünkü Fenerbahçe’yi arıyor. Oradaki scoutı arıyor. Bizim avantajımız bu ve bunu da o yerlere gittiğimizde aktif hale getirmemiz gerekiyor. Götüreceğimiz bir Fenerbahçe logolu kurşun kalem, tükenmez kalem, vereceğimiz tişört, top; oradaki çocukları Fenerbahçe taraftarı bile yapabilir. Oradaki çocukların gereksinimleri zaten var. Ama orada yaptığın her dokunuş sana artı olarak döner. İster futbolcu anlamında isterse de organizasyon anlamında döner. Kampanya anlamında döner, her anlamda döner. Önemli olan, dokunabilmenin tarzını bilmek ve dokunduktan sonra o dokunuşla neler yapacağımızı bilmek.”
 
“Uzun vadeli bir projemiz var. Bu projede, önümüzdeki 10 seneye baktığımız zaman buradan çok ekmek yeriz. İyi oyuncular çıkar. Hedef kitleyi geliştirmek lazım. Havuzu geliştirmek gerekiyor. Buzun üstündeki dağı gördüğünüzde alttaki yetiştirdiğiniz oyuncuları, verdiğiniz emeği de unutmamak lazım. Fenerbahçemizin A Takımında oynayamıyorlarsa en azından bir Süper Lig takımında veya PTT’de bir takımda da oynayabilmeli. Bir sporcu olarak oynayabilmeli. Bir sporcunun haricinde iyi bir vatandaş olabilmeli. İyi bir kitap okuyucusu olabilmeli. Sinemaya gidebilmeli. Sosyal faaliyetleri de olabilmeli. Her şeyi meslek haline getirmek herkese nasip olmaz ama meslek haline getirdikten sonra da insan kendini unutmamalı. Hiçbir zaman unutmayacak. Bu uzun vadeli bir proje. Bu scout, köyler, kasabalar uzun vadeli bir proje. Uzun vadede Fenerbahçemiz haricinde yurt dışına oyuncu pazarlamak da çok önemli. Ülke ekonomisine fayda getirebilecek her şeyde bizim payımız olmalı. Buradan bir oyuncunun yurt dışına gönderebilmek ülke ekonomisine de yarıyor. Senin iki üç tane oyuncunun yurt dışına transfer edildiğini düşünebiliyor musun? 100- 150 milyon rakamlarını yakalayabilirsin. Olmaz diye bir şey yok. Bizden daha az nüfusa sahip ülkeler yapabilmiş. Biz neden yapamayalım? Ama bizim sistemi yapabilecek şekle getirmemiz lazım. Kültürümüze, fikirlerimize, gelecek ve göreneklerimize uygun hale getirmemiz lazım. Coğrafi konjonktürümüze göre yapmamız gerekiyor. Orta vadede ise, hem A Takımımıza oyuncu yerleştirip en azından A Takımıza girdiği günden itibaren 10 sene boyunca o pozisyona transfer yaptırmayalım. Amaç bu. Kısa vadede akademimizin çok iyi oyuncu üreten oyuncuyu her türlü geliştiren ve örnek gösterilebilecek bir yer haline getirmemiz gerekiyor.”
 
“Mentorumuz da Kemal Aslan. Hazırlık kampına U19 takımıyla beraber gittiğinde 25 tane kitap götürdü. Futbolun içinden öyküler, hikayeler, biyografiler, aklınıza ne gelirse götürdü. Oyuncularla paylaştı. Bizdeki yapıya bakıldığında, olmazsa olmazımızın en önemlisi de eğitim ve okul. Çünkü aileler bu çocukları bize emanet ediyor. Tümüyle ilgilendiğimiz çocuklarımız var. Tabii ki saha içi organizasyonları, teknik, taktik, bireysel, futbol terimlerinin hepsini kullanabiliriz. Hiç problem değil. Ama beyaz taç çizgisinden dışarı çıktıktan sonra o çocuk ne yapacak? Futbolun idmanı da maçı da bir buçuk saat sürüyor. 24 saatin sadece iki saati. 22 saat ne yapacaklar? İyi eğitim görmesi lazım. Hocalarımıza da İngilizce eğitimi vereceğiz.  19, 17, 16’lı yaş gruplarımıza seviye sınavı yaptık. Hocalarımıza da seviye sınavı yaptık. Bu çocuklar beslenme hakkında da eğitim alıp bilgi sahibi olmaları lazım. Çocukların pedagojik formasyon, iletişimle ilgili eğitim almaları lazım. Hocalarımızın hem pedagojik formasyon hem de çocuk programıyla alakalı eğitim almaları gerekiyor. Oyuncularımızın antrenman bilimi üzerine, bilhassa üst yaş gruplarımızın derinlemesine olmasa da niçin yapıldığını bilmeleri gerekiyor. Sosyal ve kültürel faaliyet anlamında da çocuklara eğitim vermemiz gerekiyor. Bir oyuncu 18 yaşına geldiğinde ve A Takıma çıktığında, hocası ile etrafındaki oyuncular yabancıysa kiminle iletişim kuracak? Çıkınca isterse 100 kelime bilsin yine de İngilizce konuşmalı. O 100 kelimeyi çoğaltmayı hedeflemeli. Tercümanın söylediği 10 kelimenin en azından 5 tanesini anlamalı. Hedef budur. Önemli olan, senin ifade etme şeklinin karşı tarafı tatmin etmesi. Çocuklarımız iletişim kurma sıkıntısı çekmeyecek. Çünkü kendilerini ifade edebileceklerini bilecekler. Saygı çerçevesi içinde iletişimini kurabilmeli. Zaten bugün iletişim kuran ve araştıran insanlar çok şey öğrenebiliyor. Sosyal iletişimin sıkıntılı olursa kendini geliştirmekte de sıkıntı yaşayabilirsin.”
 
“Örnek ve lider kulüp olmamız lazım. O kulübün içinde çalışan herkesin öncü olması gerekiyor. Tesislerimize girdiğinizde öncü olduklarını hissetmeleri gerekiyor. Rol model olduğunuzu bilmeniz lazım. Skora bağlamamak gerekiyor. Rakip oyuncularını değiştirmiş ama kalecisi sakatlanmış. Bize yakışmıyor. Biz de hemen kendi oyuncumuzu dışarı aldık ki adil yarışalım. Öncü olduğumuzu da gösterelim. Günün birinde rakibe bir şey verdiğimizi hissettiğimizde mutlu olalım. Onlar yapar ya da yapmaz onların takdirine kalmış. Ama biz her zaman öncü olalım. Saygıda, sevgide kusur etmeyelim. Pozitif olmakta ödün vermeyelim. Herkese dokunabilelim, herkese sarılabilelim. Hissettiğimiz duyguları herkese aktarmaya çalışalım. Böyle olması gerekiyor. Biz, Fenerbahçe Spor Kulübü’yüz. Fenerbahçe altyapısıyız. Bizim öncü ve örnek olmamız lazım.”

Fotoğraf: Tolga Ovalı

Basın Fotoğrafları